24 Temmuz 2018 Salı

BYEGM- TURİZMDE KEŞFEDİLMEMİŞ KASTAMONU-YILMAZ PARLAR


TURİZMDE KEŞFEDİLMEMİŞ KASTAMONU

Pınarbaşı ilçesi, Küre Milli Parkı Hora Kanyon, Ilıca Şelale yabancı basın mensuplarınca ziyaret edildi.


Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı tarafından 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilen Kastamonu'nun tanıtımına katkı sağlamak amacıyla Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünce düzenlenen, farklı ülkelerden pek çok  basın mensubunun katıldığı Kastamonu'nun tarihi ve kültürel mekanlarını ziyaret gezisinde Pınarbaşı Küre Milli park içinde Hora kanyonu ve Ilıca şelalesi de gezildi.


Pınarbaşı kaymakamı Nebi Çanga, tarafından kabul edilen basın mensupları, yörenin kendisine has yemekleri ile tanıştı. Gastronomi turizm açısından önemli sayılabilen endemik bitki Kızılağaç meyvesinin kurutulup, işlemden geçtikden sonra hazırlanan Karaçorba, büyük takdir topladı.

Hora Kanyonu yürüyüş parkurunda dikkat çeken iki ağacın parkura engel olmasına rağmen kesilmemiş olması ve ağaca göre parkurun şekillenmesi. Çok uzun olan kanyonda yürüyüş parkuruda ona paralel yapılmış. Yabancı basın mensupları doyasıya fotograf çektiler.

Ilıca şelale, 15 metre yükseklikten aşağıya dökülüyor. Suyun döküldüğü yerde oluşan doğal havuzun çevresi oldukça çeşitli bitki örtüsü ile kaplanmış egzotik bir görünüm sergiliyor.
Kastamonu turizm il müdürlüğünden şef Sadık Bekar rehberliğinde yaptığımız gezide kendisiylede söyleşide bulunduk.

Şef Sadık Bekar’ın verdiği bilgilere göre; “Batı Karadeniz coğrafi bölümünde doğu-batı doğrultusunda uzanan Küre Dağları üzerinde yer alan Küre Milli Park Bütünüyle bir Plato karakteri taşıyor. Bölge eko turizm için vazgeçilmeyen destinasyonlardan biri olmaya layık doğaya uygun   turistik tesislerde mevcut.

Küre Milli park bünyesinde, içinden zarı çayı geçen Horma kanyonu yaklaşık 4 Km uzunluğunda, suyun geçtiği alanlarda oluşan derin kazanlar ve kuyular mevcut.

Bölge doğal vahşi hayat bakımından çok zengin bir yer. Bir çok canlı türlerini görmek mümkün.    Bazıları; Ayı, Kirpi, Çakal, Porsuk, Vaşak, Sincap, Kartal, Akbaba, Domuz, Su samuru, Şahin, Kurt, Tilki, Geyik, Karaca.” Şeklinde sıralıyor.

Turizm Şefi Bekar, park hakkında ayrıca;
“Milli Park 07.07.2000 yılında ilan edilmiştir. Küre Dağları Milli Parkı, Kastamonu ilinin kuzey batı bölümünde genel olarak Cide, Azdavay, Pınarbaşı ilçeleri ile Bartın ilinin Doğu bölümü arasında kalan bölgeyi kapsamaktadır. Toplam 37000 hektarlık bir alanı kaplayan parka en yakın yerleşim merkezleri, Pınarbaşı, Azdavay, Cide, Arıt, Ulus, Amasra ve Kurucaşiledir.” Bilgiler veriyor.

Flora bakımından, nemli bir iklim kuşağına sahip olmasıyla, yaşlı ve bakir orman örtüsü bulunuyor. Kayın ve göknar, endemik bitki türlerini, biyolojik çeşitlilik açısından zengin orman ve yalancı maki formasyonlarını barındırıyor.

Fauna bakımından, Türkiyede varlığı bilinen 132 memeli türünün 40 'ına bu bölgede rastlandığını, tilki, su samuru, karaca ve geyik gibi nesli tehlike altında olan türlerde bölgede yaşadığını, park ve yakın çevresinde 129 kuş türü olduğunu, bunların 46 'sının soyu tükenme tehlikesi altında bulunduğunu öğreniyoruz.
Aktiviteler sorduğumuzda; Sadık Bekar; Milli Park, kültürel kaynak değerleri yönünden zengin çeşitlenmiş folklorik değerlere sahip.
Yörenin, özgün giyim-kuşamı, halk müziği, zengin yerel mutfağı vs. kültür potansiyeli günümüze değin korunarak gelmiş örnekleriyle dolu. Milli Parkta planlanmış bölümlerde ve güzergahlarda çeşitli rekreasyonel kullanım olanakları mevcuttur. Doğa yürüyüşleri, tırmanma, manzara seyri, kırsal yaşam aktivitelerine katılma, eğitsel amaçlı doğa turları rekreasyonel olanakların başlıcaları arasında sayılabilir. Hora Valla Kanyonu, ve pek çok kanyon  Şelaleler, Patikalar, Milli Parkın içinde yer almaktadır. Elverişli günlerde parkın rekreasyonel kaynaklarından yararlanma her zaman mümkündür.”şeklinde Turizmin bu yönünü özetliyor.

Kanyon karst jeomorfolojisi hakkında yetkililerden aldığımız bilgilere göre; “Karst topoğrafyası, karbondioksitli suların başta kireçtaşı olmak üzere jips, kaya tuzu ve kalker gibi eriyebilen kayaları eritmesi ile oluşmak olduğunu, karst topoğrafyası, kireçtaşı veya kalkerlerin erimesi ve suda eriyik halde bulunan kalsiyum bikarbonatın suyun buharlaşması ile tekrar kalsiyum karbonat çökelmesi sonucunda meydana geliyor.” Kuşak üzerinde gelişmiş 4 ana aşınım yüzeyi karst topografya, ulusal ve uluslararası düzeyde ilginç örneklerini oluşturmuştur

Eko turizmde, gerçekleşen turizmin kaynağı olarak, doğal alanların kullanılmasıyla, doğal güzellikle ve kırsal yoğunluğu olan alanlardan faydalanılmasıyla, doğanın içinde zengin bir biyolojiyle birlikte olmak, unutulmaz doğa turizmidir ve beraberinde doğa sporlarını getirir.
Geleneksel tatil tarzının getirdiği monotonluk ve bıkkınlık özellikle batının rağbet tatil tarzı. Doğayla iç içe, sporun ve dinlenmenin bir arada yaşandığı tatil anlayışını kapsayan Kastamonu gerçekden keşfedilmemiş destinasyon.
Hatırlamak lazım turizm endüstrisine kazanç sağlarken, doğa turizminde, doğayı ziyaret eden insanların çevreye verecekleri zarar engellenmelidir. Bu zarar doğal kaynakların tahribine sebebiyet verir.   Doğa turizmi, doğal kaynakların uygun bir şekilde, zarar görmeden kullanımını amaçlar. Ziyaretçilerin bu şekilde eğlenme-dinlenmesine ve yenilenmelerine olanak sağlanmalı. Eko turizmi sürdürülebilir yapmalı.
Sürdürülebilir Turizm; sürdürülebilir gelişimi ifade ettiği sürece doğanın, ölçeğin, mevkiinin bir gelişim süreci içerisinde uygun bir biçimde zamana karşı devamını sağlayıcı nitelikte olmalıdır.
Sürdürülebilir turizm tüm doğal öğeleri içeren doğal ve kültürel çevrenin etkilenmesine karşı gelen nitelikdir.
yilmazparlar@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder